6 Mayıs 2009 Çarşamba

UNUTMADIK,UNUTTURMAYACAĞIZ!



ÜÇ DAĞA AĞIT

Açlığın
çıplaklığın acısı mı genişliyor
dalları
meyvaya çağıran rüzgâr mı

Dalgın bir kuşun ötüşünden
sevdiğinin kalbine düşen âşık mı
yağmuru emen toprak mı derinleşiyor

Yas mı tutmalıyım onurlu ölüme
halkın gözlerini dolduran çizgilere
umudu mu çağırmalıyım

Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
sıcak titreyişi varlığını hayata adamışların
gidiyor
öfkenin haykırışları
yasalarıyla gidiyor kahredişin
zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor
toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil
azarlanmış çocukların kederiyle değil
doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor
ölümü donatan arkadaşlarım

Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
durutarak gündüzleri geceleri
durutarak adanmışlığı, mertliği, yüceliği
damıtıp sevdalarına
neferi toprağa aşılamaya gidiyor arkadaşlarım

Bulutlar da hafif mi kar taneleri kadar
özgürlüğün borcu mu ödeniyor
yaralar mı açılıyor yoksulluğa
ezilmişliğin isyanı mı sesleniyor

Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
birer rüzgâr uğultusu bırakarak yanan ateşe.

NİHAT BEHRAM



SICAK SAKLAYIN GECELERİMİ

geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim

demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı

uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım

can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim

Nevzat ÇELİK

24 Nisan 2009 Cuma

NÜKLEER SANTRALLERE HAYIR!



Nükleer Karşıtı Platform, Çernobil Felaketi'nin yıldönümünde Sinop'ta düzenleyeceği mitingle nükleer santral kurma girişimlerini protesto edecek. Nükleer santrallara karşı miting, "Çernobili Unutma, Geleceğine Sahip Çık" talebiyle 26 Nisan Pazar günü saat 13.00'de Sinop Uğur Mumcu Meydanı'nda düzenlenecek. Tüm Sinop halkını geleceğine sahip çıkmaya davet ediyorum.Ben orada olacağım...

14 Nisan 2009 Salı

ÖLÜMÜNÜN 27.YILINDA BABAMI ÖZLEMLE ANIYORUM...

BAĞIŞLA

babama

bir yerlerde gökyüzü vardı aldanıp mavisine
gitmek vardı akşam yığılırken kente.
çok eskiden dut ağaçları ve erik
ve pekmez olan üzümler vardı haymalıkta...

bir sessiz çocuk vardı düşlerinde saz
yalnız bir güz vardı o zamanlar annemin yüzünde.
kışı bekleyen acılar konsolun tozlu çekmecesinde
bir de unuttuğumuzu sandığımız anılar vardı yalansız...

bir zamanlar babam vardı ince uzun parmakları
kederli bakışları dikerdi yoksulların çıplak ayaklarını
okşardı bazen bir kumru,güvercin ve keklik
diliyle konuşur ve öperdi yoksulluğun diliyle...

bağışla,uzun şiirler yazamadım sana...

MUSTAFA KOÇ

8 Nisan 2009 Çarşamba

BİR AŞK ÖNCESİNİN SIZISI

Ah yine mi gönlümde benim
kuş uçar yana yana
su akar döne döne?

Filizlerin yaralısı aşkların
sır-sınır tanımayan düşleri
yine mi sarmış teni
asmalarda sürgünlerin belalısı işlere?

Gizleyemem:
bir yanım duruşundan sığırcık
bir yanım bakışından tomurcuk...

Bilemedim nasıl oldu:
kayıp gitmiş yüreğimin yarısı,
ardı sıra çiçeğine goncalandı büyüsü...

Dahası var:
talan olur,yalan olur,
yeşermeden yolan olur diye diye
ötesini-berisini soramadım kimselere düşümün,
yazılarım-sızılarım saklı kaldı içimde;
bir kez olsun duruşunu saramadan ölür isem
suç benim!

"Boş ver!" dedim:
eli-günü düşünecek an değil,
yaralanan benim canım kime ne;
dudağımda kıvılcımın irisi...

Korktuğum şu:
ürkütürsem kavuşamam,ayışığı kirpikleri incinir;
gücenirse barışamam, bu dert beni bitirir...

Kısacası:
yoncalara oyalanmış gözlerinde
usul usul uçuşan kelebeksi o gülüş,
saçlarında esin kuşun yavrusuna
yuva yuva kıvırcık
sesler beni köşe-bucak kendi huyuna...

Neyleyim ki:
şu ömrümde doyamadı hasretlerin sürüsü,
gide-gele yol üstünde kanarım:
ne gurbette ne sılada duruldum
ona yanarım

NİHAT BEHRAM

29 Mart 2009 Pazar

BAZI YARALILARA

Nereye bakıyorsun
İşte yaralı insanların fotoğrafları
İşte yangından çıkarılan çocuk cesetleri
Bu, savaşmış bir atlının sakat kalan ayağı
Bu kesik kol, önemsiz bir iş kazası

Kime bakıyorsun
İşte bacağından alınan üç parça kemik
İşte bombardımandan sonraki yaralılar
Bu, sınırı geçemeyenin aldığı yara
Bu yarım adam, küçük bir işkence hatası

Neye bakıyorsun
Sayamazsın o ciğerdeki yaraları
Kime bakıyorsun
Bilemezsin geçmişindeki yaraları
Nereye bebeyken nazar boncuğu
Kime büyüyünce kurşun yarası

Ama sen
Yine de verirsin çiçeğini yaralı ağaç
Uçarsın yaralı keklik
Kan diner yol açılır
Gün döner gece kısalır

İsteyen denize isteyen kendine baksın.

SÜREYYA BERFE